F. Gülen, ABD Müttefiki Olduğu İçin mi Kollanıyor?
Nuray Mert'ten düşündürücü bir yazı...
Bir 'küresel' İslami hareket Salı
Economist dergisinin son sayısında çıkan Fethullah Gülen hareketine
ilişkin yorum yazısı, doğal olarak bizim basında da ilgi gördü. Bu
yorum, harekete kuşkucu bakanlar için, yeni bir kanıt, diğerleri için
yeni bir savunma hattında tartışma konusu oldu.
Her şeyden önce, Economist'te çıkan yazı ve 8 Mart tarihinde, Zaman
gazetesindeki tercümesine göz atma fırsatınız oldu mu bilmiyorum. Zaman
gazetesindeki tercüme, nedense, fazlasıyla ağdalı ve bol sayıda eski
Türkçe kelime ve deyimlerle doluydu. Economist'teki yorum oldukça
olumlu olmasına karşın, belli ki, Zaman gazetesi tarafından tadil
edilmek durumunda kalmış. Örneğin, Economist'te, sadece hareketin
'ölçülü tonu' ('measured tone') diye geçen tabir, Zaman'da 'irfani
gelenekle müzeyyen bu dengeli tavır' diye tercüme edilmiş. Diğer
taraftan, Economist'te yorum yazısı yanı sıra çıkan Fethullah Gülen
portre yazısı, Zaman'da tercüme edilmemiş. Belki de, bu yazıda geçen,
'vaizin hayatının birçok detayı belirsizliğini koruyor' cümlesi hoşa
gitmemiştir, bilemiyorum.
Ne zaman Fethullah Gülen hareketine dair eleştirel bir şey yazsam,
Zaman gazetesinde yazan dostlarımdan doğrudan, bu çevreden genel olarak
dolaylı sitemlere muhatap oluyorum. Olay, fazlasıyla şahsileşiyor,
'Bizi tanıyorsun, biz kötü insanlar mıyız, insafsızlık ediyorsun' gibi
bir tablo ortaya çıkıyor. Mesele, takdir edersiniz ki, ne benim, bu
çevreden veya başkasından tek tek insanlarla bir sorunum olması, veya
onların kötü, karanlık insanlar olması değil ve olamaz. Mesele, bu
hareketin çok daha önemli ve ciddi bir çerçevede değerlendirilmesi ve
benim bu çerçevedeki itirazlarım.
Fethullah Gülen hareketi, kökü Soğuk Savaş döneminde 'komünizmle
mücadele' siyasetlerine kadar giden, Soğuk Savaş'ın son perdesinde,
ABD'nin 'yeşil kuşak' projesi ile bağlantılı ve nihayet, 11 Eylül
sonrası yine ABD'nin 'ılımlı İslam' siyasetleriyle ilişkili bir siyasi
hareket. Bu, bu hareket içinde yer alan insanların (Fethullah Gülen
dahil) ABD'nin icat ve idare ettiği insanlar, çabalar olması demek
değil. Bu hareket, kuşkusuz belli bir iç dinamiğe sahip, ancak, olayı,
dünya sahnesinde örtüştüğü, denk düştüğü ve nihayet parelel davrandığı
siyasi tablo içinde değerlendirmek durumundayız.
ABD dış politikası, tüm Müslüman coğrafyada, Soğuk Savaş dönemi
boyunca, Sovyet ve sol 'tehdid'e karşı, İslami hareketleri destekledi.
Soğuk Savaş'ın son perdesinde, bir yandan Afganistan'da Sovyet işgaline
karşı 'İslami cihat' hareketleri desteklendi, hatta bizzat örgütlendi.
Diğer yandan, eşzamanlı olarak, İran İslam devriminin oluşturduğu
anti-Amerikan, devrimci İslam dalgasına karşı da, ılımlı İslami
hareketleri panzehir olarak destekledi. Dünya çapında, Fethullah Gülen
okulları ve girişimlerinin önü bu çerçevede açıldı. Bana
inanmıyorsanız, gidin bu okulların olduğu herhangi bir ülkeye değil
okul, bağımsız biçimde dil kursu açmaya çalışın bakalım, açabiliyor
musunuz?
11 Eylül sonrasında, daha önce desteklenen, besleyip büyütülen
cihatçı hareketler de tehdit oluşturmaya başlayınca ve düşman ilan
edilince ılımlı İslami hareketler, bu çerçevede daha da önem kazandı.
Oysa, mesele sadece 'ılımlı İslam' falan da değil, ABD ile müttefik
olmak ya da olmamak.
Tıpkı, Müslüman ülkelerin durumu gibi, ABD karşıtı İran'ın radikal
İslam, müttefik Vahhabi Suudi Arabistan'ın dost sayılması gibi.
Nitekim, ABD ile birlikte davranan İngiltere'de, şimdi radikal diye
tutuklananlar, zamanında cihata insani ve ideolojik kaynak sağladığı
için serbestçe propaganda yapıyordu. En çarpıcı örnek, şimdi tutuklu
olan Finsbury Park Camii imamı Abu Hamza'dır. Caminin 'ılımlı' cemaati
zamanında, 'çocuklarımızı kötü etkiliyor' diye defalarca polise şikâyet
ettikleri halde o zaman kılına dokunulmayan imam, sonra 'terör suçlusu'
oldu.
Kısacası, bu işler, fazlasıyla karmaşık ve karanlık işlerdir. Dünya
sahnesinde, kendi halinde bir cemaate kimse 'diyaloğa açık' diye hayran
olup, ön vermez, ülkesinde başı sıkıştı diye memleketinde barındırmaz.
Niyetiniz ne kadar iyi, halis olursa olsun, bu oyuna girdiyseniz, onun
oyuncusu olmak ve tüm bunları duymak, tahammül etmek zorundasınız.
Son olarak, son zamanlarda Fethullah Gülen hakkında yapılan
bilimsel çalışma ve toplantılara ilişkin bir noktayı aydınlatmakta
fayda var. Bu cemaat, bu toplantıları, tebliğ ve çalışmaları, para
vermiş yaptırmış/yazdırmış tartışmasına girmeye gerek yok. Akademik
unvanlı biri tarafından kaleme alınmış olmak bir çalışmayı değerli,
güvenilir kılmaz, güvenilir kıstas, o akademisyenin diğer alanlada
yaptığı çalışmalarla öneminin, saygınlığının olup olmadığıdır.
Sevenleri alınmasın ama, Fethullah Gülen, popüler karizmaya sahip,
sıradan bir modern vaizdir. Modern düşünce geleneği açısından tanımı
ancak bu şekilde yapılabilir. Diğer taraftan, 'Hocaefendi'ye, modern
zaman Gazali'si, İbni Arabisi muamelesi yapmak, İslam düşünce
geleneğini hafife almak olur.
Radikal
|